SSCB Kimler Tarafından Kuruldu? (Yani Gerçekten Kim, Bunu Kuralı?)
Şimdi size bir soru soracağım: SSCB kimler tarafından kuruldu? Cevap vermek kolay gibi duruyor, değil mi? Bunu okurken “Aaa tabii ki Sovyetler Birliği” diyorsanız, doğru yoldasınız ama bu işin altında biraz daha fazla şey var, inanın. Şimdi gelin, bir de bu işin mizahi tarafından bakalım, hem öğrenelim hem de gülelim.
Benim gibi İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli espri yaparak ama içten içe her şeyi fazla düşünen biri için bu konu aslında çok eğlenceli. Çünkü SSCB’nin kuruluşu, “Yani kim bu kadar büyük bir şeyi kurdu?” dedirten cinsten bir hikâye. Hadi biraz derinlemesine bakalım, ama tabii ki ciddi bir şekilde değil, daha çok kafadan bir bakış açısıyla.
SSCB’nin Kuruluşu: Gerçekten Kimler Tarafından?
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ya da kısaca SSCB, 1922 yılında kuruldu. Ama sadece bir grup insanın bir araya gelmesiyle bu kadar büyük bir devlet kurulmaz tabii. Bu işin arkasında ciddi planlar, fikirler, devrimler ve, evet, ciddi bir şekilde derinlemesine düşünme halleri var. Bir de bu işi yaparken dünyayı değiştirmeyi kafalarına koymuşlar. Öyle sıradan değil yani!
Bu devrimsel ruhun ardında, Vladimir Lenin’in ismi öne çıkıyor. Lenin, bu işin başında duruyordu. Lenin’in kurucusu olduğu Bolşevik Parti, 1917’deki Ekim Devrimi ile Rus İmparatorluğu’nu devirdi ve SSCB’nin temelini atmış oldu. Ama şunu unutmayalım, SSCB’nin kuruluşu tek bir adamla olmamış. Lenin’in etrafındaki insanlar, onun fikirlerini kendi görüşleriyle harmanlayarak bu büyük sistemi inşa ettiler. Yani, aslında bir tür takım çalışması demek de mümkün.
Lenin ve Arkadaşları: “Hadi, Gelin Hep Birlikte Sosyalizm Kuralım!”
Benim hayatta en çok sevdiğim şeylerden biri, takım çalışmasının gücüne inanmaktır. Bir işe girişirken her zaman insanları doğru seçmek çok önemli, yoksa işin sonu fiyaskoya dönüşebilir. Lenin de bunu iyi biliyordu ve etrafına kendisiyle aynı ideolojilere sahip insanları topladı. Mesela, Lev Troçki… Onun da adı sıkça geçer. Aslında Troçki’yi biraz “sosyalist rock yıldızı” gibi hayal ediyorum. Yani, giyimi, tavırları ve söylemleriyle bir rock konserinin yıldızı gibi bir adam.
Lenin ile birlikte, Troçki de bu devrimi oldukça ateşli bir şekilde savundu. Bu ikili, işin temellerini sağlam atmaya karar verdiler ve Rus halkının sosyalist devrim için hazır olduğunu düşündüler. Tabii, o dönemin Rus halkı da “sosyalizm ne ya?” demedi. Yani, halk devrime şans verdi ve süreç hızla ilerledi. Ama bir de bu işin ekonomik kısmı vardı, değil mi? Tamam devrim yapıyoruz da, para nereden gelecek? Neyse ki devrimcilerin böyle bir şeyin derdi yoktu.
Troçki ile Lenin Arasındaki Komik Diyalog:
Troçki: Lenin, ben biraz bu ekonomik durumu nasıl halledeceğiz diye düşünüyordum, ne dersin?
Lenin: Sen bunu bana mı soruyorsun? İhtiyacı olan her şeyyi devrimle alırız, Troçki! Hadi bak, şu işin peşine düş. Parayı buluruz, merak etme.
Troçki: Ama gerçekten merak ediyorum, çünkü ekonomiyi de devrimle alabilecek miyiz?
Lenin: Tabii ki! Yalnız, her şeye devrim diye başlamayı kes. Ekonomi de biraz hesap gerektiriyor.
İşte böyle, Lenin’in etrafındaki adamlar her durumda olayın üstesinden gelmeye çalışıyordu. İşin iç yüzü, planlar kadar espri de gerektiriyordu. Her şey ciddi olamaz, değil mi?
SSCB’nin Kuruluşuna Giden Yol: Birkaç Adam, Birkaç Fikir ve Birçok Çay
Hadi, bir an için şu ortamı gözümüzde canlandıralım: 1917’deki Ekim Devrimi’nde başarılı oldular ve hemen ardından Bolşevikler her şeyin kontrolünü ele geçirdi. Lenin’in başında olduğu bu ekip, her konuda karar alırken, devrim fikri üzerinden hareket ediyordu. Sosyalizm, eşitlik, proletarya… Bu kelimeler tam anlamıyla devrimci bir atmosfer yaratıyordu. Hatta bu kelimeler öyle havalıydı ki, sosyalist devrimci arkadaş grubunda sürekli geçer hale geldi. Fakat, bu işin pratik kısmı çok daha zorlu oldu.
Lenin ve Troçki, tüm bu fikirleri hayata geçirmek için yıllarca savaştılar. Bir yanda dışarıdan gelen düşmanlar, bir yanda içerideki karışıklıklar… Ama işin komik kısmı şu: Herhangi bir devrimcinin karizması ne kadar büyüktü, çözüm önerileri de o kadar iyiydi. Yani, “Kardeşim sosyalizmle her şeyi çözerim” demekle olmuyor işte!
Bir an hayal edelim: Lenin, sabah kahvesini yudumlarken Troçki’yi arıyor ve diyor ki:
Lenin: “Troçki, ekonomiyi çözecek formülü buldum.”
Troçki: “Hadi canım, anlat bakalım.”
Lenin: “Daha çok çay içmemiz lazım. Her sabah 10 bardak, o zaman ekonomi toparlanır.”
Ve Sonuç: SSCB’nin Doğuşu
1922’ye geldiğimizde, Sovyetler Birliği resmen kuruldu. Tabii bu, Bolşeviklerin ve onların etrafındaki insanların fikri, kanı ve teriyle oldu. Lenin, Troçki ve etrafındaki devrimci kadro bu işin liderliğini üstlendiler. SSCB, geniş topraklara yayıldı, politik bir devrim yaşandı ve sonuçta dünyada dengeleri değiştiren bir güç ortaya çıktı.
O zaman bir şaka yapmadan edemiyorum: SSCB’yi kuranlar, birinin devrimci bir şapka takıp diğerinin “ekonomi çözümleri” üzerine düşündüğü bir grup insan değildi aslında. Gerçekten, birkaç kişinin devrimci ruhu, bir araya gelen bir ekip ve bu ekiptekilerin eğlenceli ama bir o kadar da kararlı fikirleriyle tarih yazıldı.
Tabii, bu devrim de çok uzun sürmedi ve 1991’de Sovyetler Birliği son buldu ama bu arada çok büyük etkiler bıraktı. Sosyalizm, kapitalizm karşısında oldukça sağlam bir rakip oldu ve aslında günümüzde hala bazı sosyalist görüşler bu dönemin mirasını taşır.
Sonuç: SSCB Kimler Tarafından Kuruldu?
SSCB, başta Lenin ve Troçki olmak üzere birçok devrimci tarafından kuruldu. Ancak bu kurulumu sadece birkaç liderle açıklamak eksik olur. Bu devrim, çok sayıda sosyalist fikir, düşünce, aksiyon ve tabii ki kahkahalarla şekillendi. Ve unutmayalım, SSCB’nin kurulumunu sadece ciddi bir şekilde anlatmak da oldukça sıkıcı olurdu, değil mi? Çünkü bazen devrim de biraz espri gerektirir.
Ve böylece, Sovyetler Birliği kuruldu… Tabii, biraz da çay içerek, kahkahalarla, devrimci ruhla ve elbette birazcık absürd bir şekilde!